Yoksulluk, yalnızca bireylerin gelirinin düşük olmasıyla açıklanabilecek ekonomik bir sorun değildir. Aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri, üretim ilişkilerini, eğitim olanaklarını ve yaşam koşullarını etkileyen çok boyutlu bir olgudur. Sosyolojide yoksulluğun nedenleri konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bazı kuramcılar yoksulluğu bireylerin yaşam biçimleriyle açıklarken, bazıları kapitalist sistemin ürettiği yapısal bir sorun olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle yoksulluğu anlamak için Marksist yaklaşım ile Oscar Lewis'in "yoksulluk kültürü" yaklaşımını birlikte ele almak gerekir.
Marksist Yaklaşıma Göre Yoksulluk
Marksist yaklaşıma göre yoksulluk bireysel başarısızlığın değil, kapitalist üretim sisteminin doğal bir sonucudur.
Kapitalist sistemde üretim araçları burjuvazinin elindedir. İşçiler ise yalnızca emek güçlerini satarak yaşamlarını sürdürürler. Kapitalistlerin temel amacı kâr elde etmektir. Bunun için işçilere mümkün olduğunca düşük ücret ödenir ve üretilen artı değere kapitalistler el koyar.
Bu nedenle kapitalizm, zenginlik üretirken aynı zamanda yoksulluğu da yeniden üretmektedir.
Marksist bakış açısına göre yoksulluk bireysel tembellikten değil, toplumdaki sınıf ilişkilerinden ve ekonomik eşitsizliklerden kaynaklanmaktadır.
Yedek İşgücü Ordusu Kavramı
Marx, yoksulluğu açıklarken yedek işgücü ordusu kavramını kullanır.
Yedek işgücü ordusu; işsizlerden veya iş bulmaya hazır kişilerden oluşan kitledir.
Kapitalistler için bu durum avantaj sağlar. Çünkü dışarıda çalışmaya hazır çok sayıda işçi bulunduğunda çalışan işçiler daha düşük ücretleri kabul etmek zorunda kalırlar.
İşsiz kalma korkusu nedeniyle işçiler haklarını aramakta zorlanır.
Bu nedenle işsizlik ve yoksulluk kapitalist sistem açısından tesadüfi değil, sistemin devamını sağlayan unsurlardır.
Marksist yaklaşıma göre yoksulluk bu yapısal mekanizmalar sayesinde sürekli yeniden üretilmektedir.
Yoksulluk Kültürü Tartışması
Yoksulluk kültürü, yoksulluğun yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını savunan bir yaklaşımdır.
Bu görüşe göre uzun süre yoksulluk içinde yaşayan bireyler kendilerine özgü bazı yaşam alışkanlıkları geliştirirler.
Örneğin;
günü kurtarmaya yönelik düşünme,
geleceğe dair plan yapmama,
eğitime yeterince önem vermeme,
kurumlara güvensizlik,
umutsuzluk ve çaresizlik duygusu
kuşaktan kuşağa aktarılabilir.
Bu nedenle yoksulluk yalnızca gelir eksikliği değil, aynı zamanda öğrenilen ve aktarılan bir yaşam biçimi olarak da değerlendirilmektedir.
Oscar Lewis'in Yaklaşımı ve "Kurbanı Suçlama" Tartışması
Oscar Lewis, yoksulluk kültürü kavramını ortaya atan sosyologdur.
Lewis'e göre uzun süre yoksulluk içinde yaşayan insanlar ortak davranış kalıpları geliştirebilirler. Ancak Lewis'in amacı yoksulları suçlamak değildir.
Buna rağmen bazı kişiler Lewis'in yaklaşımını yanlış yorumlayarak, yoksulluğun nedenini yalnızca yoksulların davranışlarına bağladığını ileri sürmüşlerdir.
Bu nedenle Lewis'in görüşü zaman zaman "kurbanı suçlama" anlayışıyla karıştırılmaktadır.
Oysa Lewis, bu davranışların bireylerin tercihi değil; uzun süreli yoksulluk koşullarının sonucu olduğunu savunmaktadır.
Yani kültür, yoksulluğun nedeni olmaktan çok onun sonuçlarından biridir.
Yapısal Yaklaşımlar ile Bireysel Yaklaşımların Farkı
Yoksulluğu açıklayan kuramlar temel olarak iki gruba ayrılır.
Yapısal yaklaşımlar, yoksulluğun nedenini ekonomik sistemde, gelir dağılımındaki eşitsizliklerde, işsizlikte ve sınıf ilişkilerinde görür. Marksist yaklaşım bu gruba örnektir.
Bireysel yaklaşımlar ise yoksulluğu daha çok bireylerin eğitim düzeyi, çalışma alışkanlıkları, yaşam tercihleri ve davranışlarıyla açıklamaya çalışır.
Bu nedenle yapısal yaklaşımlar toplumdaki düzeni sorgularken, bireysel yaklaşımlar kişinin özelliklerini ön plana çıkarır.
Düşünürlerin Karşılaştırılması
Marksist Yaklaşım
Oscar Lewis
Yoksulluk kapitalizmin yapısal sonucudur.
Yoksulluk uzun süre devam ettiğinde kendine özgü bir kültür oluşturabilir.
Sınıf ilişkileri ve ekonomik eşitsizlikler belirleyicidir.
Günlük yaşam alışkanlıkları ve deneyimler önemlidir.
Yoksulluk sistem tarafından yeniden üretilir.
Yoksulluk kültürü kuşaktan kuşağa aktarılabilir.
Çözüm toplumsal yapının değişmesidir.
Kültürel ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerekir.
Sonuç
Sonuç olarak yoksulluk yalnızca bireysel davranışlarla açıklanabilecek bir sorun değildir. Marksist yaklaşım yoksulluğun kapitalist üretim sisteminin ve sınıf ilişkilerinin doğal sonucu olduğunu savunurken, Oscar Lewis uzun süreli yoksulluğun bireylerin yaşam biçimlerini etkileyerek bir yoksulluk kültürü oluşturabileceğini ileri sürmektedir. Ancak Lewis'in yaklaşımı, yoksulları suçlamak amacı taşımamakta; aksine yoksulluğun toplumsal koşullarının bireyler üzerindeki etkisini göstermektedir. Bu nedenle yoksulluğu anlamak için hem yapısal hem de kültürel boyutları birlikte değerlendirmek gerekir.
Sınavda Ekstra Puan Getirecek Değerlendirme
Yoksulluğu yalnızca bireysel davranışlarla açıklamak, toplumsal eşitsizlikleri ve ekonomik yapıyı göz ardı etmek anlamına gelir. Marksist yaklaşım yoksulluğun kapitalist sistem tarafından üretildiğini vurgularken, Oscar Lewis bu yapısal koşulların zaman içinde bireylerin yaşam biçimlerini de şekillendirdiğini göstermektedir. Dolayısıyla yoksulluk hem ekonomik hem de toplumsal süreçlerin birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok boyutlu bir olgudur.
YOKSULLUK
Yoksulluk bireyin geliri ile mi ilgilidir

Bugün kendine ve tarihe bir not bırak.
OKUR NOTLARI
Yorumlar (0)
Paylaşmak istediğin düşünceyi bırak. Yorumlar yayımlanmadan önce yönetici tarafından incelenir.
Henüz onaylanmış yorum yok. İlk notu sen bırakabilirsin.